Taş, su ve doğal ışık yüzyıllardır Akdeniz mimarisinin en güçlü unsurları arasında. Bunun nedeni yalnızca estetik değil; bu üç malzeme ve unsurun birlikte yarattığı duyusal deneyim.
Traverten ve kireçtaşı gibi doğal yüzeyler ışığı tamamen yansıtmak yerine yumuşatır. Su, bu yüzeylere hareket ve serinlik ekler. Gün içinde değişen güneş ise aynı mekânın sabah, öğle ve akşam farklı görünmesini sağlar.
Özellikle banyoda bu ilişki daha belirgin hale gelir. Suya dayanıklı sert yüzeylerin yanında pamuk, keten ve ahşap gibi daha sıcak materyaller kullanıldığında mekân daha dengeli hissedilir.
Akdeniz esintili bir banyo yaratmak için her şeyi bej yapmak gerekmez. Asıl mesele; doğal malzemeler, sade oranlar ve ışığın mekân içinde hareket etmesine izin veren bir düzen kurmaktır.